22 Nisan 2021 Perşembe

STRES VE KAYGI : SALGIN SÜRECİNDE ÖĞRETİM

 Stres öğretmenler için yeni değil, ancak şu anda yaşadıkları tipik streslerini sanki bir etkinlik gibi gösteriyor. Pandemi sürecinde eğitim öğretimde uzaktan eğitime geçişle birlikte eşi görülmemiş bir koşuşturmanın ön saflarına sürüklenen ülkemin öğretmenleri, bir sürü yeni zorluğun üstesinden gelmek için çabalıyorlar ve yoruldular.


Bu yorgunluk ve tükenmişlik salgın sürecinin okulların kapatılmasıyla birlikte öğretmenlere dayattığı ani değişimden kaynaklanıyor. Öğretmenler alışılmadık teknolojilerle boğuşuyor. Öğrencilerin yeni öğrenme ihtiyaçlarını karşılayabilmek için derslerini ve ölçme değerlendirme tekniklerini, güçlendirmeleri ve yeniden düzenlemeleri gerekiyor. Bu durumu gerçekleştirmeye çalışırken bir yandan da idarecilerden, velilerden ve öğrencilerden gelen WhatsApp, e-postalar, metinler ve aramaları takip ediyorlar. Öğrenciler ve aileleri için mesafe gözetmeksizin "yanlarında olmaya" çalışıyorlar. Ve birçoğu, bunu yaparken kendi korona virüs korkularını yönetmeye çalışıyor, kendi çocuklarının veya diğer sevdiklerinin ihtiyaçlarını erteliyorlar.

Ekran karşısında saatlerce durmanın doğal sonucu olarak gözleri yoruluyor ve omuzları geriliyor ve kendilerine hatırlatmaya devam ediyorlar, “tüm bunlar yeni ve hepimiz öğreniyoruz ve kolaylaşacak”, “umut ediyorum eskisi gibi olmasa da normale döneceğiz” diyerek. Öğretmenler ayrıca sorularla dolup taşan öğrencileri ve aileleri ile kriz yönetimi ve iletişim becerilerinden yoksun bazı idarecilerin beklentileri arasında kendilerini sıkışmış hissediyorlar.

Teknolojik donanıma ve bilgiye sahip olanlar için bile evden ders vermek çok büyük ve zor bir değişiklik. Öğretmenler diğer olumsuzlukların yanı sıra, yalnızca öğrencilerini şahsen görmekten alabileceği ipuçlarını kaybetmekteler. Yüz yüze eğitimde öğrencilerin duygu düşünce ve davranışlarından onlardaki değişiklikleri anında gözlemleyebilirken sanal ortamda öğrencilerin gerçek duygularını gizleyip rol oynayabilecekleri endişesi içindeler.

Geçmişte, bir çocuk dersi kaçırırsa, evi aramaktan çekinmezken şimdi, ebeveynler işlerini kaybederken ya da hasta akrabalarına bakarken, onları öğrencileri hakkında aramanın çok müdahaleci olup olmadığından emin değiller. Velilerle olan iletişimlerinde bu olumsuz koşulların oluşturduğu çaresizlik ve sıkıntıları hissediyor ve birebir yaşıyorlar.

Sınıf yerine evden ders vermenin taşıdığı bir başka risk: çok az fiziksel aktivite. Öğretmenler ve öğrenciler telefon tablet ya da bilgisayarın önünde oturmaktan yıprandıklarını söylediler. Vücutları saatlerce oturmaktan ağrıyor, her türlü fiziksel aktiviteden yoksun bir şekilde zamanın nasıl geçtiğini anlamadan gece yarılarına kadar çalışmaktalar.

Sonuç olarak öğretmenlerin ve yakınlarının, beklenmedik bir şekilde gerçekleşen uzaktan eğitime uyum sağlamak için verdikleri mücadele, kendi yaşamlarındaki korona virüs endişesiyle başa çıkmaları, çocuklar ve ebeveynleri için yeterince şey yapmadıklarını hissetmeleri, ayrıca gelecek eğitim öğretim dönemine ilişkin korkuların yarattığı stres ve bu düşüncelerin yol açtığı duygusal zararların göz ardı edilmemelidir. Öğretmenlerin yaşadığı bu olumsuzlukların giderilmesi içinde eğitimde rol oynayan tarafların bir araya gelerek işbirliği içinde eğitim öğretimin planlanmasıyla ilgili gerekli düzenlemeleri hayata geçirmeleri gerekmektedir.

                                                                                                      SERTAÇ HİNDİSTAN

1 yorum:

http://meb.ai/GiFrfv